YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ MİMARLIK FAKÜLTESİ E-DERGİSİ

E-ISSN 1309-6915
Cilt : 14 Sayı: 4 Yıl : 2019

Son Sayı Yayımlanmış Makaleler Popüler Makaleler Baskıdaki Makaleler












 
Ara





Megaron: 14 (4)
Cilt: 14  Sayı: 4 - 2019
Özetleri Gizle | << Geri
MAKALE (TEZDEN)
1.
Bir Sağlıklı Yaşam Merkezinin İç Mekan Fiziksel Çevre Kalitesinin Nesnel, Öznel ve Mimari Kriterler Çerçevesinde İncelenmesi
Evaluating Indoor Environmental Quality of a Wellness Center Through Objective, Subjective and Architectural Criteria
Abubaker Hassan Ali Alkabashi, Papatya Nur Dökmeci Yörükoğlu
doi: 10.14744/megaron.2019.47113  Sayfalar 483 - 494
Kabul edilebilir bir iç mekan kalitesinin tasarlanması, mekanda bulunan kullanıcıların üzerindeki sağlık etkileri nedeniyle çok önemlidir. Kapalı alan kalitesinin değerlendirilmesi dört temel parametre ile gerçekleştirilmektedir. Bu parametreler, iç mekan hava kalitesi, ısıl konfor, aydınlatma seviyesi ve akustik konfor olarak örneklenebilir. Bu araştırmada üç temel metot kullanılarak analizler sağlanmıştır. Bunlar, kapalı bir alanda bulunan çevre koşullarının kalitesini yerinde ölçümleme, öznel kullanıcı değerlendirmeleri ve seçilen alanının mimari analizi olarak belirlenmiş ve alan çalışması için bir sağlıklı yaşam merkezi seçilmiştir. Nesnel veriler uluslararası standartlarla karşılaştırılmış ve detaylı sunulmuştur. Araştırmanın bulguları istatistik testler ile desteklenmiş ve yapılan üç farklı analizin arasında birçok korelasyon ve ilişki saptanmıştır. Analizlere ek olarak, egzersiz ve tedavi odaları fonksiyon ve aktivite odaklı olarak detaylı irdelenmiş ve karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. İlk korelasyon, egzersiz odası için aydınlatma parametresinin nesnel ve öznel verileri arasında kurulmuştur. Ayrıca, katılımcıların demografik ve alan kullanımı verileri ile farklı alanlardaki öznel fiziksel algılama ve önem değerlendirmesi arasında korelasyonlar saptanmıştır. Son olarak, ANOVA testi ve ortalama analizlerinin karşılaştırılması sonucunda, egzersiz odaları, tedavi odalarından çok daha gürültülü, daha aydınlık, daha serin ve daha nemli bulunmuştur.
Designing a good indoor environment is necessary for its health effects on the users. Therefore, the assessment of indoor environmental quality (IEQ) should include analysis of objective measures and architectural assessment as well as users’ comfort evaluations. In this research, a wellness center in Ankara, Turkey is chosen as a case space. In order to assess its indoor environmental quality, acoustical, lighting, thermal and humidity measurements on indoor environment, questionnaires on user experience and architectural assessment of the chosen case space is presented. The findings obtained from the measurements and questionnaires are presented in detail. In addition, the relationship between objective and subjective data is statistically tested. Moreover, overall architectural assessment and material type and usage analysis are also included. Special spaces such as, exercise and treatment rooms in the case space are focused specifically for in depth function and activity related analyses. In addition, demographical and space usage data are also statistically tested with considering the importance and physical perception ratings of the IEQ parameters. Obtained results show that, age, frequency of visit and purpose of visit are the factors that affect the subjective evaluation of the IEQ parameters. Furthermore, the measured objective data are compared to international standards, where incompliances are found in the acoustic and lighting conditions of the case wellness center.

2.
Yapı Kabuğu Performansının Yenilikçi Bir Tasarım Kapsamında Değerlendirilmesi: Yüzeyden Isıtma Soğutma Sistemli Modüler Hibrid Duvar Örneği - İstanbul
Evaluation of Building Shell Performance in the Scope of an Innovative Design: Modular Hybrid Wall Example with Surface Heating Cooling System - İstanbul
Selcen Nur Erikci Çelik, Gülay Zorer Gedik
doi: 10.14744/megaron.2019.59329  Sayfalar 495 - 506
Değişen ve dönüşen dünya ile beraber bina enerji tüketiminin azaltılması enerji korunumu açısından büyük önem taşımaktadır. Bina enerji tüketiminde mekanik sistemlerle harcanan enerji birinci sırada yer almaktadır. Bu nedenle, çalışmada mekanik sistemlerden sonra enerji tüketiminde önemli bir rol üstlenen yapı elemanı olan duvarın farklı bir sistemle düzenlenmesi önerilmektedir. Bu sayede yapı elemanı ve mekanik sistem değerlendirilmesi bütüncül bir yaklaşımla ele alınacaktır. Düşey bina elemanlarının (duvar) yapı kabuğu performansı yenilikçi bir tasarım örneğini de içeren karşılaştırmalı yeni bir yaklaşımla değerlendirilecektir. Çalışmada radyant hibrid duvar sisteminin İstanbul ili için yapı kabuğu performansını belirlemek ve alternatif kesitlerle karşılaştırarak değerlendirmek amaçlanmaktadır. Bu sayede belirlenecek olan yeni bir yaklaşım ile yapı kabuğu performansının değerlendirilmesi sağlanmaktadır. Performans kriterleri ısı kaybı, ses kaybı ve bina maliyetleri olarak belirlenip, hesaplamalar gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, radyant hibrid duvar sistemi ile farklı yapı kabuğu kesitleri, seçilen Çok Kriterli Karar Verme Yöntemi (ÇKKV) esas alınarak (TOPSIS) İstanbul ili için karşılaştırılmaktadır. Yapılan hesaplamalar ve yöntemler sonucunda elde edilen sonuçlar için en uygun koşulları sağlayan kesit değerlendirilmesi yapılmaktadır.
Reducing the amount of building energy consumption with changing and transforming world is very important for energy conservation. Energy consumption by mechanical systems is predominant in building energy consumption. For this reason, it is recommended that the wall element should be arranged with a different system. In this way, the structural element and the mechanical system evaluation will be handled with a holistic approach. Evaluations will be made on an approach to integrate building shell performance of vertical building elements (wall) with an innovative design and system. In this study, it is aimed to determine the structure shell performance of radiant hybrid wall system for İstanbul province and to compare with alternative sections. In this way, a new approach will be determined and building shell performance will be evaluated. Performance criteria will be determined as heat loss, sound loss and building costs. As a result, the radiant hybrid wall system and different building shell sections will be compared with TOPSIS, which is the Multi Criteria Decision Making Method (MCDM) method, for Istanbul. For the results obtained from the calculations and methods, a section evaluation will be made which provides the most appropriate conditions.

MAKALE
3.
Erken Cumhuriyet Türkiyesi’nde Yapı Malzemesi Endüstrisi ve Mimari Üretim/Kültür Ortamı
Building Materials Industry and Architectural Practice/Culture in Early Republican Turkey
Yekta Özgüven, Emel Cantürk
doi: 10.14744/megaron.2019.54871  Sayfalar 507 - 520
Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte benimsenen ve başta toplumsal, kültürel, ekonomik ve politik olmak üzere her alanda köklü değişimlere yol açan “çağdaşlaşma” idealinin somutlaştığı en önemli alanlardan biri mimari üretim ve kültür ortamı olmuş; bu idealin gerçekleştirilmesi, çağdaşlaşmanın fiziksel görünürlük kazanacağı modern kentlerin inşası ile ilişkilendirilmiştir. Bu kapsamda, başta Ankara olmak üzere, tüm Anadolu kentlerinde kapsamlı imar faaliyetlerinin başlatılması, modern yapı malzemelerine yönelik talebi artırmış; ancak Cumhuriyet Türkiyesi’nin, İmparatorluk’tan devralmış olduğu kısıtlı ve gelişmemiş yapı malzemeleri endüstrisinin bu ihtiyacın gereklerini karşılayacak düzeyde olmaması nedeniyle, erken Cumhuriyet yılları, yapı malzeme endüstrisinin Cumhuriyet’in sanayileşme politikaları kapsamında yapılandırılma çalışmalarına sahne olmuştur. Yalnızca mimarlık ortamı ile değil; olumlu ve/veya olumsuz sonuçları tüm dünyada etkili olan tarihsel kırılmalar ile ilişkili olarak alınan çeşitli yönetsel kararlar ve gerçekleştirilen uygulamalarla şekillenen bu yapılandırma çalışmaları ise, yapı malzemesi endüstrisinin gelişiminde olduğu gibi, dönemin yapı üretiminde de belirleyici rol oynamıştır. Bu bağlamda, bu çalışma ile erken Cumhuriyet döneminde yapı malzemesi endüstrisindeki gelişmeler, bu gelişmelerin mimarlık ortamındaki yansımaları ve yapı malzemesi endüstrisi ile mimari kültür ve üretim ortamı arasındaki karşılıklı ilişkiler, dönemin önemli eşikleri üzerinden tarihsel bir okuma aracılığıyla ortaya konmaktadır. Yapı malzemesi endüstrisinin süreç içerisindeki gelişiminin, yapı malzemelerinin teknik nitelikleri dışında, dönemi içerisinden ve dönemin içsel dinamiklerine dayanan bir anlatıyla ele alındığı bu çalışma ile, konu ile ilgili kuramsal bir tartışma zemini oluşturulması ve literatüre katkı sağlanması hedeflenmektedir.
The medium of the architectural practice and culture has been one of the most significant domains, that the ideology of “modernization” adopted by the proclamation of the Republic leading to vast social, cultural, economic and political changes, embodied in. And the realization of this ideal has been associated with the construction of modern cities in which modernization would become physically visible. In this context, the initiation of comprehensive construction activities in all Anatolian cities, especially in Ankara, has increased the demand for modern building materials. However, due to the fact that the inadequate and undeveloped building materials industry that has been inherited from the Empire, the early Republican years have witnessed the structuring of the building materials industry within the scope of the Republic’s industrialization policies. This structuring process, which has been shaped by various administrative decisions and practices in relation not only to the architectural medium; but also to the historical breakthroughs have positive and/or negative consequences all over the world. These breakthroughs and consequences have played a deterministic role in building production of the period, as well as the development of the building materials industry. In this context, this article reveals the developments in the building materials industry during the early Republican period, the reflections of these developments on the architectural domain and the interrelationship between the building materials industry and medium of the architectural culture and practice, through a historical reading on the important thresholds of the period. The aim of the article is to create a theoretical discussion on the subject and to contribute to the literature, by introducing the development of the building material industry on a narrative that is based on the internal dynamics of the period, instead of focusing the technical qualities of the building materials.

MAKALE (TEZDEN)
4.
Çapraz Lamine Ahşap (CLT) Duvar–Döşeme Birleşiminin Yapısal Davranışının Deneysel İncelenmesi
Experimental Investigation of Structural Behavior for Cross Laminated Timber (CLT) Wall-to-Floor Connection
Aygül Ceylan, Z Canan Girgin
doi: 10.14744/megaron.2019.75508  Sayfalar 521 - 529
Çapraz Lamine Ahşap (Cross-Laminated Timber, CLT); ahşap çok katlı yapı üretiminde, özellikle taşıyıcı duvar olarak kullanımına yönelik rijitlik gereksinimini karşılamak amacıyla geliştirilmiş endüstriyel ahşap bir üründür. CLT yapı elemanları, metal parçalar (köşebent, birleşim levhaları vb.) kullanılarak çivi, vida, kama vb. ile birleştirilir. Enerji yutabilen yapısal CLT birleşimlerinin geliştirilebilmesi amacı ile birleşimlerin, özellikle deprem riski yüksek alanlardaki etkinliği üzerine birçok deneysel çalışma yapılmasına karşın; Türkiye’de bu kapsamda bilimsel bir çalışmanın henüz yapılmamış olduğu görülmüştür. Bu amaçla çalışmada; metal birleşim parçaları kullanılarak biraraya getirilen, gerçek boyutlu CLT duvar-döşeme örneğinin, sismik yüklerin eğilme momentlerinden dolayı eksenel çekme kuvveti altındaki etkinliği, laboratuvar ortamında deneysel olarak incelenmiştir. Metal köşebent, birleşim levhaları ve fosfat kaplamalı halkalı çiviler yerli üretim yapan firmalardan sağlanmıştır. Deney süresince, yerleştirilen ölçüm cihazları ile yerdeğiştirme ve şekildeğiştirmeler kayıt altına alınarak; birleşimin davranışı ve göçme modu incelenmiştir. Sonuç olarak, birleşimin arka yüzünde kullanılan levhalar ile ön yüzde bulunan rijitleştirilmiş metal köşebentin köşe bölgesine eklenen fosfat kaplamalı halkalı çivilerin, döşeme elemanındaki çivilerin tutunma yeteneğini arttırarak sıyrılmasını ve göçme hasarlarının oluşmasını geciktirdiği görülmüştür. Deney örneğinin arkasındaki döşeme elemanını oluşturan tabakada lif kırılması, köşebent, levhalar ve birleşimi sağlayan çivi başlarında oluşan düzensiz şekil değişiklikleri gibi önemli hasar türleri ve göçme modları ile karşılaşılmıştır. Deneylerde, metal endüstrisini ve düşük maliyetli üretimi desteklemek amacıyla yerli üretim metal birleşim parçaları kullanılmıştır. Bu çalışma, Türkiye’de yapısal kullanıma yönelik CLT birleşim davranışını inceleyen ilk ve öncü deneysel araştırma olma özelliğini taşımaktadır. Araştırmanın sonuçları, etkin birleşim türleri konusunda ileride yapılması planlanan çalışmalar için de yol gösterici olacaktır.
Cross-Laminated Timber (CLT) is an innovative industrial wood product, especially as a structural wall in order to meet the rigidity and strength requirements in multi-storey timber buildings. CLT members are assembled with metal connectors (angle bracket, joining plates, etc.) via nails, screws, dowels, etc. For energy-absorbing structural CLT connections, many experimental studies have been conducted on the effectiveness of the connections, especially for the earthquake prone regions. There is no scientific study in this context in Turkey yet. For this purpose; the performance of a full-scale CLT wall-to-floor specimen assembled with metal connection was experimentally investigated under axial tensile force due to bending moments of seismic loads. Domestic angle bracket, plates, and phosphate coated annular ring nails were used. All the displacements and strains were measured and collected during the test of the specimen, behavior of connection and the failure mode was observed. As a result, the back side deformation of CLT wall member was prevented with the plates for a longer period compared with no-plate case and the withdrawal resistance of from CLT floor increased through phosphate coated annular ring nails and extra three nails in the corner of angle bracket on the front side. Domestic metal connectors were used in the experiments to support the metal industry and the production with low cost. This study is a pioneering study in Turkiye on the experimental performance of CLT connections for the structural utilization. The results are promising, and the further experimental researches will continue for the most effective connection type.

5.
Adana Vilayeti Hükümet Konakları
Government Offices in Adana Province
Nur Umar, Cengiz Can
doi: 10.14744/megaron.2019.59489  Sayfalar 530 - 543
18.yy başında “Batılılaşma” olarak adlandırılan “yenilenme” dönemine girmiş olan Osmanlı Devleti, yenilenmenin en etkin düzeyini 19.yy’da görmüştür. “1839 Tanzimat Fermanı”, Osmanlı kamu kurumlarında köklü değişimlere yol açmış ve bunun sonuçlarından biri olarak devletin yeni işleyişini yansıtan mimari yapı türleri ortaya çıkmıştır. Bu yapı türleri; yönetim, eğitim, ulaşım, ticaret, sağlık vb. alanlarında farklılık gösterirken, yönetim alanında ilk dikkati çeken yapılar ise “hükümet konakları” olmuştur. Devletin bölgedeki iktidarını da simgeleyen hükümet konakları, 19.yy’ın ikinci yarısı ile birlikte İstanbul başta olmak üzere bütün Osmanlı coğrafyasında varlığını hissettirmiştir. Adana ve çevresi ise bu dönemde ziraatin gelişmesi sonucu, bölgenin tarım merkezi haline gelerek önem kazanmıştır. 1864 yılına kadar bağımsız bir eyalet olan Adana’ya, 1867 yılında vilayet statüsü verilmiştir. Bu süreçte başta vilayet merkezi olmak üzere tüm sancak ve kazalarda hükümet konaklarının varlığından söz etmek mümkündür. Bu araştırma kapsamında, Adana Vilayeti sınırları içerisinde hangi bölgelere hükümet konağı yaptırıldığı veya hangi projelerin hazırlandığı, yapıların mimari özellikleri, günümüze ulaşıp ulaşmadıkları, günümüzdeki fiziki durumları ile koruma sorunları incelenmiştir. Çalışma, literatür-arşiv taraması ve alan çalışması olmak iki aşamada gerçekleştirilmiştir. İlk aşamada, Adana’nın vilayet olduğu dönemde; 1867-1922 yılları arasındaki yapılar ile benzer üslupları içermek kaydıyla vilayet statüsünün değiştirildiği 1922-30 yılları arasındaki yapılar tespit edilerek listelenmiştir. 06.02.2014-15.07.2015 tarihleri arasında gerçekleştirilen ikinci aşamada ise, 19.yy Adana Vilayeti sınırları içerisinde kalan il ve ilçe merkezlerine, hazırlanan yapı listesi ile gidilerek yerinde durum tespitleri yapılmıştır. Elde edilen veriler sonucunda hazırlanan çalışma ile kent tarihi, mimarlık tarihi ve çağdaş koruma bilimine katkı sunulması hedeflenmektedir.
Entering the “Westernization” process in the 18th century, the Ottoman Empire experienced the most drastic level in the 19th century. “The Imperial Edict of Reorganization of 1839” led fundamental changes in the public institutions and new kinds of architectural structures emerged. While these structures varied in many areas, the first structures in the administration filed were government offices. Symbolizing state’s power, these government offices made their presence felt throughout the Empire, mainly in Istanbul, in 19th century’s second half. Adana and its surrounding areas emerged as the agriculture center as a result of the agricultural boost. Adana’s status, which was independent state until 1864, has been changed to province in 1867. In the scope of this research, an analysis has been made on the whereabouts of these offices in the Adana Province or the prepared projects; the features of the structures; whether they have reached today or not and their current status and the problems in the preservation of them. The study was conducted in two phases: literature and achieve review and field work. In the first phase, the structures of the period of 1867-1922, as well as the structures of the period of 1922-1930 with similar genre, were determined and listed. In the second phase - lasted between 06.02.2014-15.07.2015 - a field assessment was made with the list of structures in the center and other districts. With the results, the study aims at contributing to the architectural history of the city and preservation science field.

MAKALE
6.
Ankara’da Kent İçi Yolculukların Cinsiyete ve Yaş Gruplarına Göre Karşılaştırmalı Analizi
The Comparative Analysis of Urban Transport in Ankara By Gender and Age Groups
Hayri Ulvi, Mehmet Uysal, Mustafa Kemal Öktem, Hatice Gül Önder
doi: 10.14744/megaron.2019.24572  Sayfalar 544 - 554
Günümüzde kentiçi ulaşımda geçirilen yolculuk süresi, gelişen kentsel imkânlar, arazi kullanım deseni, ulaşım altyapısının gelişmişliği ve kentlilerce alternatif ulaşım sistemlerinin tercih edilmesiyle farklılık göstermektedir. Ulaşım türü, ulaşım mesafesi, ulaşım güzergahının yanı sıra, engellilik durumu, çocuk sahipliği ve iş koşulları da, ulaşımda geçirilen sürenin farklılaşmasında bir etkendir. Ancak bireylerin yolculuk süresinin farklılaşmasında en temel değişkenler, yaş grubu, cinsiyet ve yolculuk amacıdır. Bu çalışma kapsamında, Ankara genelinde gerçekleşen kent içi yolculukların yolculuk sürelerinde ortaya çıkan farklılıklar, bu üç temel değişken bazında değerlendirilmiştir. Ankara’da yapılan hanehalkı araştırmasına göre, katılımcıların yolculuk amaçlarına göre yolculuk süresi ortalamaları arasında fark olup olmadığı, Welch’in ANOVA testi ile araştırılmıştır. Genel ve cinsiyete göre, amaca bağlı yolculuk süresi ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar elde edilmiştir. Farklılığı yaratan amaçları belirlemek için post-hoc testlerinden faydalanılmıştır. Genellikle iş, okul ve alışveriş amaçlı yolculuk süreleri arasında farklılık gözlenmiştir. Farklı yaş gruplarına ait bireylerin, okul ve alışveriş amaçlı yolculuk sürelerinde farklılıklar bulunmuştur. Genç ve orta yaş grubunun yolculuk amaçları ve süreleri arasındaki farklılık çeşitlenirken, çocuk yaş grubundaki bireylerin cinsiyete bağlı yolculuk amaçları ve süreleri arasında anlamlı farklılığa rastlanmamıştır. Yapılan bu çalışma sonucunda, yaş grupları ve cinsiyete göre çeşitli öneriler geliştirilerek, kentsel ulaşım konusunda politika geliştirenlere ve kent içi ulaşımın sosyal bağlamına yönelik araştırma yapanlara yardımcı olacak sonuçlara ulaşılmıştır.
Today travel time by urban transport has varied as a result of developing urban facilities, land use pattern, development of transport infrastructure and alternative transport system options for communities. Different factors such as transportation mode, transportation distance, travel route as well as disability status, child ownership and working conditions play a role in the differentiation of individuals’ travel time. However, age group, gender and the purposes of travel should be specified as some of the main factors among travel time differences that are investigated in this work in order to find out statatisticaly meaningful differences. This study has argued the differences between the travel times of urban transport throughout Ankara on these three basic factors. According to household survey in Ankara, it has been applied to Welch’s ANOVA to research whether the participants’ purposes of travel influence the average of travel time or not. It has showed that there are statistically considerable differences in general and gender between the average of travel time depending on the purpose of travel. It has been applied to post-hoc tests for determining purposes causing these differences. The difference has been generally seen between travel times for the purpose of work, school and shopping. Individuals from different age groups have differences in travel time for school and shopping. The purposes of travel and travel times of young and middle-age group distinguish from each other. However, there are no considerable differences for child age group between the purposes of travel and travel times by gender.

7.
Raylı Sistem İstasyonlarına Yaya Erişilebilirliğinin Sürdürülebilir Kentsel Gelişme Bağlamında İncelenmesi: Konya Örneği
Investigation of Pedestrian Accessibility to Railway System Stations in the Context of Sustainable Urban Development: The Case of Konya
Sedef Eryiğit
doi: 10.14744/megaron.2019.07752  Sayfalar 555 - 566
Sürdürülebilir ulaşımın temelini oluşturan toplu taşıma sistemleri içerisinde tramvay sistemleri; özellikleri itibariyle belirlenmiş raylar üzerinde işletilmekte ve diğer lastik tekerlekli ulaşım türlerine göre erişilebilirliği düşük olmaktadır. Sürdürülebilir kentsel gelişmenin sağlanması ve tramvay sistemlerinde verimliliğin arttırılabilmesi için tramvay sistemlerinin planlamasında, yaya erişilebilirliğinin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bu araştırmanın temel amacı; kentlerimizde sürdürülebilir gelişmenin sağlanabilmesi için raylı toplu taşıma sistemleri ile yaya ulaşımının erişilebilirlik kavramıyla birlikte değerlendirilerek raylı sistemlerde sunulan hizmetlerin yolcu beklentisini karşılamasına yönelik önerilerin geliştirilmesidir. Araştırmada örneklem alan olarak Konya kent merkezinde bulunan tramvay hatları istasyonları seçilmiştir. Tramvay hattı istasyonlarına yaya erişilebilirliğinde sunulan hizmet kalitesinin ve yolcuların karşılaştıkları sorunların tespit edilebilmesi için örneklem alanda gözlemler ve yolculuklarında tramvayı tercih edenler ile anket çalışması yapılmıştır. Yapılan gözlemler ve elde edilen anket bulguları sonucunda tramvay hattı istasyonlarına yaya erişilebilirliğinde karşılaşılan sorunlar belirlenerek tramvay hatlarının performansının arttırılarak sürdürülebilir kentsel gelişmenin sağlanmasına yönelik öneriler geliştirilmiştir.
Tram systems, which form the basis of sustainable transportation systems, are operated on specified trails according to their characteristics, and are less accessible than other types of wheeled transportation. In order to ensure sustainable urban development and to increase the efficiency of tram systems, it is necessary to take pedestrian accessibility into consideration in the planning of tram systems. The main purpose of the present research is developing suggestions to meet the passenger expectations for services offered in rail systems by evaluating the rail mass transportation systems and pedestrian transportation with the concept of accessibility to provide sustainable development in cities. The sample of the present research consists of tram stops in Konya city center. In order to define the quality of service and the problems encountered by the passengers on the pedestrian access to the tram stops, a survey questionnaire was conducted with those who preferred trams for their trips in addition to observations conducted in the sample area. Problems encountered in pedestrian accessibility in tram stops were defined with the results of the observations and the questionnaire findings, and suggestions were developed to provide sustainable urban development by improving the performance of tram lines.

8.
Aktif Yaşlanma Sürecinin Yerel Ekonomi İle Etkileşimi: Balıkesir Üzerine Bir Araştırma ve Sistem Önerisi
Interaction of Aging Population with Urban Economy: Project Proposal for Balıkesir
Serkan Sınmaz, Seher Erbey
doi: 10.14744/megaron.2019.94840  Sayfalar 567 - 578
Teknoloji ve kentleşme günümüzün yaşam biçimini tasarlarken “yaşlanma” kavramı da kentlerin geleceğinde önemli bir değişken olarak yükselmektedir. Türkiye bugün genç nüfusa sahip olsa da, yaşam sürelerinin uzaması ve doğurganlık oranının azalması ile yaşlanmakta olan ülkeler içindedir. Hızla yükselen kentleşme (2000 yılında %65, 2015 yılında %92) ve değişim sürecindeki demografik yapının kent ekonomisi etkileşimi değerlendirilmesi gereken bir konudur. Söz konusu etkileşimin dikkat çeken stratejilerinden biri “aktif yaşlanma” kavramıdır. Aktif yaşlanma bireylerin, yaşlanma dönemi boyunca sosyal, ekonomik ve kültürel faaliyetlerde aktif olarak rol alabilecekleri bir süreci tanımlamaktadır. Böylece aktif yaşlanma sürecindeki bireylerin, istedikleri faaliyetlere olanakları dahilinde katılabilmeleri de sağlanabilmektedir. WHO tarafından 1990’ların sonlarına doğru geliştirilen, aktif yaşlanma kavramı, insanların yaşlandıkça hayat kalitelerini iyileştirmek amacıyla bu kişilere yönelik sağlık, güvenlik, sosyal ve ekonomik yaşama katılım konusundaki fırsatların en üst düzeye çıkarılması süreci olarak tanımlamaktadır. Bu noktada yaşam alanı olarak daha yaygın olarak tercih edilen küçük ve orta ölçekli kentler ile yerel ekonomik potansiyeller önemli bir araç olarak açığa çıkmaktadır. Sunulan çalışmada, öncelikle kentleşme sürecinde yaşlanma ve aktif yaşlanma kavramları açıklanacaktır. Akabinde Türkiye’nin ve Balıkesir İli’nin demografik nitelikleri ortaya konarak Merkez İlçe örneğinde yapılan saha araştırması irdelenecektir. Buna bağlı olarak değerlendirme ve özellikle ekonomik yaşlanmanın etkilerini hafifletmeyi önemseyen bir sistem önerisi ortaya konacaktır.
While technology and urbanism design the way of life of today, the concept of “aging” also rises as an important factor in the future of cities. Although Turkey has a young population today, it is in countries that are aging with the prolongation of their life span and the decreasing fertility rate. According to this, the rapidly rising urbanization (65% in 2000, 92% in 2015) and the demographic structure of the change process should be evaluated for the interaction of urban economy. One of the notable strategies of this interaction is the concept of “active aging”. Active aging defines a process by which individuals can actively take part in social, economic and cultural activities throughout the aging process. Thus, active aging individuals can also participate in the activities they desire within their possibilities. The concept of active aging, that is developed by the WHO towards the end of the 1990s, defines the process of maximizing the opportunities for health, security, participation to social and economic life for these people in order to improve quality of life as people age. In this point, small and medium sized cities which are more widely preferred as living place and local economic potentials are emerging as an important tool. In this study, the concepts of aging and active aging are explained in the process of urbanization at first. Subsequently, The demographic characteristics of Turkey and Balikesir Province and a field survey conducted in the central district (Altıeylül and Karesi settlements) sample is examined. Finally, an evaluation and a system proposal that care about mitigating the effects of the economic aging will be put forward.

9.
Yapılı Çevre Özellikleri ve Konut-Konut Çevresi Kullanıcı Memnuniyeti Etkileşimi: Kırklareli Merkez Örneği*
Interaction Between Built Environmental Characteristics and Housing-Housing Environment User Satisfaction: The Case of Kırklareli City Centre
Meltem Gündoğdu, Azem Kuru, Mete Korhan Özkök, Gülcan Yeler, Şevket Erşan
doi: 10.14744/megaron.2019.57070  Sayfalar 579 - 597
Yaşam kalitesinin en önemli göstergelerinden biri olan konut ve çevresinin iyi planlanmış olması kullanıcı memnuniyetini arttırmaktadır. Kontrolsüz ve düzensiz kentsel gelişim ise, konut kullanım, konut çevresi fiziksel ve iklimsel konfor özellikleri, kentsel ortak kullanım ve sosyal donatı alanlarına erişilebilirlik, güvenlik, komşuluk gibi kullanıcı memnuniyetine doğrudan etki eden unsurları olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle, konut-konut çevresi memnuniyetinin değerlendirilmesinde kentsel mekan gelişimi ve yapılı çevre özelliklerinin bilinmesi önemlidir. Araştırma alanı olarak seçtiğimiz Kırklareli merkez ilçesinde düzensiz ve kontrolsüz bir mekansal gelişim görülmektedir. Kentsel mekân değişimleri, kentin birçok bölgesinde genellikle yapı yüksekliklerinin ve yapılaşma düzenlerinin farklılaşması ile tek parselde binaların yıkılıp yeniden yapılması olarak devam etmektedir. Kırklareli merkez ilçesi yapılı çevre özellikleri ile kullanıcıların memnuniyet düzeyleri arasındaki ilişkinin bilinmesi, bundan sonra yapılması düşünülen plan ihtiyaç ve taleplerinin belirlenmesi açısından önem arz etmektedir. Bu kapsamda araştırmanın amacı; Kırklareli kent merkezi yapılı çevre özellikleri ile konut-konut çevresi kullanıcı memnuniyeti arasındaki etkileşimin ve kullanıcı beklentilerinin ortaya çıkartılması olarak belirlenmiştir. Yerinde yapılan analiz ve anket değerlendirmeleri sonucunda elde edilen verilerle ortaya konan bulguların, çalışma alanı kapsamında konut ve konut çevresinin sunduğu fiziksel koşullara ilişkin olarak konut, konut çevresi, yapı adası, kent, bölge ve üst ölçeklere doğru uzayıp giden çok boyutlu bir çerçevede çeşitli sorunları tanımlayabileceği düşünülmektedir.
One of the most important indicators of quality of life is the well-planned housing and the environment, which increases user satisfaction. The uncontrolled and irregular urban development adversely affects the elements that directly affect the user satisfaction, such as residential use, physical and climatic comfort characteristics of the residential environment, accessibility to urban common use and social reinforcement areas, security and neighborhood. For this reason, it is important to know the development of urban space and the built environment characteristics in the evaluation of housing-housing environment satisfaction. An irregular and uncontrolled spatial development is observed in the central district of Kırklareli, which we have chosen as the study area. Urban space changes continue to be the demolition and reconstruction of buildings in single parcels with differentiations of building heights and construction arrangements in many parts of the city. It is important to know the relationship between the built environment characteristics of the central district of Kırklareli and the satisfaction levels of the users, and to determine the plan needs and demands. In this context, the aim of the research; to find out the interaction between built environment features and user satisfaction of the housing-housing environment and user expectations in Kırklareli city center. It is believed that the findings of the data obtained from the analysis and survey evaluations in place can define various problems related to the physical conditions offered by the housing and housing environment within the scope of the study area in a multidimensional framework extending to the residential, residential environment, building island, city, region and upper scales.

10.
Kenti Yaşayandan Öğrenmek: Şehircilik Çalışmalarında Rehberli Gezi Yönteminin Kullanımı, İzmir-Selçuk ve Bursa-İznik Örnekleri
Learning the City from the Inhabitants: Application of the Commented Walk Method in Urban Studies, Izmir - Selcuk and Bursa - Iznik Examples
Gizem Aksümer
doi: 10.14744/megaron.2019.48751  Sayfalar 598 - 610
Bu makale, 2015 Mayıs ayında İzmir Selçuk’ta ve 2016 Eylül ayında ise Bursa İznik’te gerçekleştirilen araştırmalara dayanmaktadır. Araştırmalarda nicel bir yöntem olan kartografik yeniden çizim ile rehberli gezi yöntemi birlikte kullanılarak kentlerdeki değişim irdelenmiştir.
İki yöntem birlikte kullanılırken, rehberli gezi yönteminin şehircilik alanında hiç kullanılmıyor olması, buna karşın kentsel değişimin saptandığı
bu araştırmaya çok önemli katkılar yapmış olması gibi sebeplerle bu yöntemin makale kapsamında ayrıntılı olarak ortaya konması
hedeflenmiştir. Dolayısıyla bu makalenin amacı, rehberli gezi yönteminin şehircilik çalışmalarındaki yerini tartışmaya açmak, yöntemin
hangi temaları öne çıkardığını, kentin değişimini anlamak konusunda nasıl fayda sağladığını ortaya koyarak literatüre katkı sağlamaktır.
Dolayısıyla bu makale, kentlerin yıllar içindeki değişiminin nasıl olduğunu dönemlere ayırarak anlatmak yerine, rehberli gezi yönteminin
bu araştırmalarda nasıl kullanıldığını, yöntemin şehirciliğe katkısını tartışmayı amaçlamaktadır. Makale boyunca, araştırmalarda öncelikle
nicel yöntem sayesinde elde edilen sonuç bulguları özet biçimde irdelenmiş, böylece kentlerin nasıl dönüştükleri ayrıntılı olarak ortaya
konmuştur. Ardından makalenin temel konusu olan rehberli gezi yönteminin araştırma sürecinde hangi tematik başlıkları karşımıza çıkardığı
tartışılmış, bulgulara değinilmiş ve sonuçta bu yöntemin kentlerin değişimini anlamaya çalışan bir araştırmada ne gibi katkılar
sağladığı ortaya konmuştur.
This article is based on the researches carried out in İzmir Selçuk in May 2015 and in Bursa İznik in September 2016. Cartographic redrawing
method, which is a quantitative method, and commented walk method were used together in the researches to examine the change of cities.
While the two methods are used together, it is aimed to examine the consequences of the commented walk method in detail due to the fact that
this method is never used in the field of urbanism, however, it has made significant contributions to the researches. Therefore, the aim of this
article is to discuss the place of commented walk method in urban studies, to contribute to the literature by revealing which themes the method
brings to the fore and how it benefits to understand the change of the city. This article aims to discuss how the commented walk method is used in these researches and the contribution of this method to urbanism instead of explaining the change of cities over the years. Throughout the article, first of all, the findings obtained through quantitative methods have been examined and the transformation of the cities has been explained in detail. Then, the thematic headings of the commented walk method, which is the main subject of the article, is revealed, the findings are discussed and as a result, the contribution of this method in a research that tries to understand the change of cities is revealed.

11.
Konutlar İçin LEED v.3 ve v.4.1 Sertifika Sisteminde “Malzeme ve Kaynaklar”ın Diyarbakır Evleri Örneğinde İrdelenmesi
Evaluation of “Materials and Resources” Criteria in LEED for Homes v.3 and v.4.1 via Diyarbakır Houses
Gökçe Tuna Taygun
doi: 10.14744/megaron.2019.15046  Sayfalar 611 - 622
Dünyada, kamusal deneyimle üretilmiş ve çevreci nitelikte olduğu belirlenmiş geleneksel yerleşmeler ve yapılar bulunmaktadır. Buna karşın, son çağlarda üretilen yapıların çoğunun çevre sorunlarının artışında payı olduğu bilinmektedir. Çevreye verilen zararın azaltılmasına yönelik girişimler, yapıların çevresel açıdan değerlendirilmesi için birçok yöntem üretmiştir. Bu yöntemlerden birisi USGBC tarafından oluşturulmuş LEED sertifikalandırma sistemidir. Çevre sorunları için oluşturulmuş söz konusu tüm güncel yaklaşımlara karşın, dünyanın birçok bölgesinde yüzyıllardır ortak kültür yönlendirmesiyle yapılagelen yapı ve yerleşimlerin kullanıcı, çevre ve yaşam döngüsü anlamında oldukça başarılı olduğu, belirli bir tasarımcısı olmayan bu düzenlemelerin sürdürülebilir, enerji etkin, kullanıcısı ve çevresi açısından sağlıklı vb. tasarım özellikleri içerdiği görülmektedir. Ancak geleneksel mimarideki bu başarılı tasarımlara ilişkin özel çözümlerin, güncel yapı değerlendirme ve sertifikalandırma sistemlerinin ölçütlerinde uygun karşılıkları bulamaması ya da sistemlere ilişkin puan ağırlıklarının bölgesel koşullara paralellik göstermemesi vb. nedenlerle söz konusu tasarım yaklaşımlarının ve bu yaklaşımlar doğrultusunda oluşturulmuş akılcı çözümlerin güncel mimari tasarım süreçlerinde kullanılmadığı görülmektedir. Sınırlı malzeme, sistem ve kaynak kullanımında, mekan kurgusunda, yapı ve çevresi ile ilişkisinde başarılı çözümler içeren geleneksel yapı ve yerleşmelerin; güncellenen LEED v.3 ile v.4.1’de “Malzemeler ve Kaynaklar” açısından değerlendirilmesinin irdelenmesi; bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Bu bağlamda, irdeleme için sürdürülebilir çevreci tasarım ve yerel mimari mirasa yönelik kapsamlı bir “inceleme” (sörvey) yapılmış ve örnek seçilen Diyarbakır sur içinde yer alan C Evi üzerinden “LEED v.3 ve v.4.1 Malzemeler ve Kaynaklar” kredileri değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonucunda; çağdaş çevre dostu yapma çevre yaklaşımına uygun, çevresel ilişkilerinin güçlü; kaynak tüketimi ve atık üretimi düzeyinin, kullanıcısının ve çevrenin sağlığına etkilerinin olumlu olduğu düşünülen ve uygun bir değerlendirme yöntemiyle değerlendirildiğinde oldukça yüksek bir puan alabileceği varsayılan C Evi, puan alamamıştır. Yapılan bu araştırma ile dünyada ve Türkiye’de önemi büyük olan yerel ve kültürel bilgiler ile tasarlanmış ve kullanıcılarının gereksinimini karşılayabilen geleneksel binaların hem LEED hem de diğer yeşil yapı sertifika sistemlerinde bu bağlamda değerlendirilmesine yönelik ön koşul ve kredilerinin geliştirilmesi; yerel mimari mirasın korunması ve sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından daha verimli ve etkili olacaktır.
There are many traditional settlements and buildings in the world that are produced with public experience and determined to have environmentalist qualifications. None the less, it is known that most of the buildings constructed in recent years have contributed to the increase of environmental problems. Initiatives to reduce environmental damage have produced many methods for environmental assessment of settlements and buildings. One of these methods is the LEED certification system created by the USGBC. In spite of all the current approaches to environmental problems, in many regions of the world, the buildings and settlements that have been built under the guidance of a common culture for centuries are quite successful in terms of user, environment and life cycle, and these designs which do not have a certain designer are sustainable, have design features such as energy efficient, healthy in respect to its users and environment. However, it is possible that specific details of these successful designs in traditional architecture cannot find the appropriate equivalents in the criteria of current building evaluation and certification systems or that the score weights of the systems do not show parallelism with regional conditions. For these reasons, it is seen that these design approaches and the rational solutions created in line are not used in contemporary architectural design processes. The aim of this study is to examine the traditional buildings and settlements that contain successful solutions in the use of limited materials, systems and resources under the credit of “Materials and Resources” in LEED v.3 and v.4.1. In this context, a comprehensive “survey” of sustainable environmental design and vernacular architectural heritage was conducted for the review and “LEED v.3 and v.4.1 Materials and Resources” credits were evaluated through the selected House C. As a result of the evaluation; environmental friendly House C in Diyarbakır which is thought to have positive effects on the level of resource consumption and waste generation, the health of the user and the environment, is assumed to receive a high score when evaluated with an appropriate assessment method, was not able to score. Development of prerequisites and credits for the evaluation of traditional buildings designed with local and cultural information and able to meet the needs of their users in both LEED and other green building certification systems in this context; will be more efficient and effective in terms of preservation and sustainability of vernacular architectural heritage.

12.
Yapı Elemanlarının Detay Tasarımı İçin Bir Tasarım-Karar Verme Modeli
A Design-Decision Making Model for Detail Design of Building Elements
Ömer Şükrü Deniz
doi: 10.14744/megaron.2019.53486  Sayfalar 623 - 648
Bu çalışmada, yapı elemanı detay tasarımcılarının, tasarım etmenlerine göre sistemli biçimde tasarım alternatifleri oluşturmasına ve alternatifleri değerlendirerek en uygun çözümü belirlemesine yardımcı olacak bir tasarım-karar verme modelinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Modelin geliştirilmesinde, tasarıma sistem yaklaşımı açısından bakan çeşitli kuramcılar tarafından kabul edilen, genel tasarım-karar verme süreci evreleri (analiz-sentez-değerlendirme) yöntem olarak izlenmiştir. Analiz evresinde, daha önceki tasarım evrelerinden elde edilen ön bilgiler analiz edilerek, detay tasarımını etkileyebilecek tasarım etmenleri belirlenir. Sentez evresinde, tasarım etmenlerine ve aralarındaki ilişkilere göre alternatif detay tasarım çözümleri geliştirilmeye çalışılır. Böylece, yapı elemanının tasarım amaçlarını karşılayabilecek olası detay tasarım alternatifleri elde edilebilir. Değerlendirme evresinde, oluşturulan olası alternatifler, uygun bir değerlendirme yöntemi kullanılarak ve tasarım etmenlerine göre değerlendirilerek en uygun detay tasarım alternatifleri seçilir. Geliştirilen tasarım-karar verme modeli, detay tasarım alternatifi oluşturma evresinde tasarımcılara sezgisel gücünü ve yaratıcılığını kullanma olanağı tanır ve hem alternatifleri oluşturma hem de değerlendirme sürecinde kararların anlaşılmasında ve denetlenmesinde kolaylık sağlar. Modelin otomatikleştirilmesi ve BIM sistemleriyle bütünleştirilmesi, işlem uzunluğunu ve zaman kaybını ortadan kaldırarak, modelin daha etkin kullanımına olanak sağlayacaktır.
In this study, it is aimed to develop a design-decision making model which helps the building element detail designers to create design alternatives according to the design factors and determine the most appropriate solution by evaluating the alternatives. In the development of the model, the general design-decision-making process phases (analysis-synthesis-evaluation) adopted by various theorists looking at design in terms of system approach were followed as a method. In the analysis phase, the preliminary information obtained from the previous design phases is analyzed and design factors that can affect the detail design are determined. In the synthesis phase, alternative detail design solutions are developed according to the design factors and the relations between them. Thus, feasible detail design alternatives that can meet the design objectives of the building element can be obtained. In the evaluation phase, by using an appropriate evaluation method, feasible alternatives are evaluated according to design factors and the most suitable detail design alternatives are selected. The developed design-decision-making model allows designers to use his intuitive power and creativity during the creation of a detail design alternative and simplifies the understanding and control of decisions both in the creation of alternatives and in the evaluation process. Automating the model and integrating it with BIM systems will eliminate the process length and time loss, enabling more efficient use of the model.

13.
Kente Yakın Su Kaynaklarının Rekreasyonel Amaçlı Değerlendirilmesi
Recreational Evaluation of Water Resources Near the City
Hilal Surat
doi: 10.14744/megaron.2019.45577  Sayfalar 649 - 661
Deriner Barajı ve çevresi; coğrafi konum, morfolojik özellikleri, iklim, bitki örtüsü, geleneksel kültürel özellikleri ve çeşitliliği ile rekreasyonel amaçlı değerlendirilebilecek önemli bir potansiyeline sahiptir. Yeniden biçimlenmiş bir fiziksel yapıya sahip olan Deriner baraj gölü ve çevresindeki doğal, kültürel ve tarihi zenginliğe sahip alanların hem rekreaktif ve turizm yönüyle kullanılmasına, tanıtılmasına hem de ekolojik olarak sürekliliğinin sağlanabilmesine yönelik öncelikle mevcut durumun ortaya konulması gerekmektedir. Bu amaçla mevut durumu ortaya koyabilmek için SWOT analizi yapılmıştır. Daha sonra SWOT analizi sonucu ortaya çıkan faktörlerin geliştirilmesine ve etkin kullanımlarına yönelik stratejilerin belirlenebilmesi için AHS tekniği kullanılmıştır. Yapılan SWOT analizi sonucunda Deriner Baraj gölü ve yakın çevresinin 9 güçlü yönü, 7 zayıf yönü, 9 fırsat olanağı ve 4 tehtid unsuru ortaya konmuştur. Bu SWOT analiz sonuçları dikkate alınarak yapılan değerlendirmeler sonucu 3 ana ve 7 alt strateji belirlenmiştir.
Deriner Dam and its surroundings; geographical location, morphological characteristics, climate, vegetation cover, traditional cultural features and diversity, has an important potential for recreational purposes. Deriner dam lake which has a reconstructed physical structure and its surrounding firstly, the current situation should be put forward natural, cultural and historical richness of both recreational and tourism aspects of the use, promotion and ecological continuity. For this purpose, SWOT analysis was performed to reveal the current situation. Then, AHS technique was used to determine the strategies for the development and effective use of the factors resulting from SWOT analysis. As a result of SWOT analysis has been put forward, 9 strengths, 7 weaknesses, 9 opportunity opportunities and 4 threat elements of Deriner Dam Lake and surrounding. Considering these SWOT analysis results, 3 main and 7 sub-strategies were determined.

MAKALE (TEZDEN)
14.
Boğaziçi’nin Avrupa Sahili’nde İnşa Edilmiş Kat Apartmanları ve Koruma Değerleri
First Appartment Buildings in European Side of Bosphorus and Their Conservation Values
Ayşegül Orhan Şahan, Can Şakir Binan
doi: 10.14744/megaron.2019.91259  Sayfalar 662 - 673
20. yüzyılın mimari miraslarından biri olduğu düşünülen kat apartmanları, II. Dünya Savaşı’ndan sonra ülkemizde yoğun bir şekilde inşa
edilmiştir. Makalenin amacı, Boğaziçi’nin Avrupa Sahili’nde inşa edilmiş kat apartmanlarının korunmalarını gerektiren özel değerlerini
belirleyerek, bu yapılar ile ilgili uzmanlar tarafından gerçekleştirilecek koruma çalışmalarına veri oluşturmaktır. II. Dunya Savaşı’ndan sonra
ülkemizdeki toplumsal, sosyo-kültürel, ekonomik, mimari ve teknolojik gelişmeler ışığında şekillenen kat apartmanlarında; eski, tasarım,
üslup, mimari müellif, eski strüktür-malzeme, standartlaşma, kişisel anı, konut stoğu, işlevsellik, çevresellik, grup-çokluk-homojenlik, kentsel
kimlik özellikleri kültür varlıkları olarak korunmalarını gerektiren özel değerleri olarak belirlenmiştir. Kat apartmanlarının özel değerleri
aracılığıyla ülkemizin sağlayacağı; mimari, kentsel, sosyo-kültürel ve ekonomik kazanımlar açıklanmıştır.
Apartments thought to be one of the architectural heritages of the 20th century; it was built intensely in our country after World War II. The aim of the article is to establish the specific values that need to protect the apartments built on the European Coast of the Bosphorus and to create data for the conservation work to be carried out by experts on these buildings. After the World War II, in the floor apartments shaped by the social, socio-cultural, economic, architectural and technological developments in our country; old, design, style, traditional structure-material, standardization, personal memory, residential stock, functionality, environmentalism, group-plural-homogeneity and urban identity are required to be preserved as cultural assets. The architectural, urban, socio-cultural and economic gains that our country will provide through the special
values of the apartment buildings are explained.



© 2020 Yıldız Teknik Üniversitesİ Mimarlık Fakültesİ



LookUs & Online Makale