YILDIZ TECHNICAL UNIVERSITY FACULTY OF ARCHITECTURE E-JOURNAL

E-ISSN 1309-6915
Volume: 11 Issue: 4
Year: 2016

Current Issue Published Issues Most Accessed Articles Ahead of Print











 
Search





Megaron: 11 (4)
Volume: 11  Issue: 4 - 2016
Hide Abstracts | << Back
ARTICLE
1.Children’s Views about Child Friendly City: A Case Study from Izmir
Hikmet Gökmen, Burcu Gülay Taşçı
doi: 10.5505/megaron.2016.20981  Pages 469 - 482 (296 accesses)
İçinde bulunduğumuz yüzyılda endüstrileşme, tüketim, hızlı nüfus artışı, hızlı kentleşme ve paralelinde gelişen çevresel bozulmanın etkisi ile çocuklar kentsel yaşama yeterince katılamamaktadır. Oysa iyi bir kent çocuk merkezlidir; yani tüm açılardan çocuk dostudur. Son yıllarda kentlerin çocuk dostu tasarlanmasında çocuk katılımının öneminden bahseden çalışmalar yapılmaktadır. Bu bağlamda, bu çalışma da, İzmir’de üç farklı ilçede gerçekleştirilen bir alan çalışması ile çocukların “çocuk dostu kent” hakkındaki görüşlerini almayı hedeflemektedir. Görüş almada araç olarak açık uçlu soru ve resim çalışmalarından faydalanılmıştır.

Alan çalışması iki aşamalı olarak planlanmıştır. Birinci aşamada İzmir ili sınırları içerisinde yer alan düşük ve yüksek sosyo-ekonomik verilerine sahip iki okulda çalışılmıştır. Bu iki okulun bulunduğu ilçelerde belediyelerin “çocuk dostu kent konusunda henüz hiçbir çalışması ve gelecek planı bulunmamaktadır. Burada amaçlanan sosyoekonomik verilerin çocukların algısında etkisini araştırmaktır.

Alan çalışmasının ikinci kısmında ise İzmir’de il sınırları dışında bir ilçe olan Seferihisar’da çalışılmıştır. Sakin şehir vizyonu ile tanınan Seferihisar belediyesi “çocuk dostu kent” olma konusunu stratejik planı içine almış ve konu hakkında çeşitli çalışmalar yapmıştır. Bu bağlamda bu ilçede sosyo-ekonomik durumu gözetmeden orta düzey sed verilerine sahip bir okul ile çalışılarak belediyenin çalışmalarının çocukların algılarına etkisi araştırılmıştır.

Tüm bu iki araştırmanın sonuçları karşılaştırılarak ve daha sonra birlikte yorumlanarak çocukların “çocuk dostu kent” konusundaki görüşleri ortaya çıkartılmıştır. Çocuk görüşlerinin değerlendirilmesi ile İzmir kentinin çocuk dostu kent kriterlerine uygun hale gelmesi konusunda ilk adım atılmıştır. Çalışmanın sonuçlarının gelecek için özellikle mimar ve planlamacıları ilgilendiren önemli verileri barındırdığı düşünülmektedir.
Due to the effects of industrialization, urbanization and correspondingly aroused environmental degradation in this century, children cannot get involved in the urban life sufficiently. A good city is child-centered and child friendly from all aspects. Recently, studies concerning the importance of child participation are carried out for designing child friendly cities. Within this context, this study aims to obtain the views of children about the “child friendly city” via a case study held in three different districts of Izmir. Tools of open-ended questions and drawing tasks are used in obtaining the views.
The case study is planned in two stages. The first stage was held in two schools within the central city of Izmir one with low, and other with high socio-economic data. In these schools, yet there are no works or future plans of district municipalities on the issue of “child friendly city”. The aim in here is to examine the impacts of socio-economic data on perception of children.
The second stage of the study is held in Seferihisar, a peripheral district outside the center of Izmir. Known with its vision of slow city, Seferihisar Municipality has considered the issue of being “a child friendly city” in its strategic plan and accomplished various works relatedly. Within this context, the impacts of municipal works on the perception of children are examined with a mid-level group irrespective of their socio-economic states.
Comparing and later interpreting the results of this dual research, the views of children on “child friendly city” are found out paving the way for evaluation of the children’s views, which enables to take the first step for Izmir to reach the criteria of the child friendly city. The findings of the study involve important data for the future, to be of interest of architects and planners in particular.

2.Authenticity as a sustainable value of holistic conservation: The case of Turkey’s world heritage sites
Özlem Karakul
doi: 10.5505/megaron.2016.54366  Pages 483 - 490 (180 accesses)
“Özgünlük” kavramının koruma çalışmalarındaki öneminden yola çıkan bu çalışma, somut ve somut olmayan yönleriyle “özgünlük” kavramına ilişkin bütüncül bir yaklaşım ortaya koyarak, Türkiye’nin UNESCO Dünya miras listesinde yer alan alanlarını, bu yaklaşım çerçevesinde değerlendirmektedir. Bu çalışma, dünya miras listesindeki alanların, “üstün evrensel değerlerini” oluşturan kriterler ile Nara Özgünlük Belgesi’nde ortaya konulan, özgünlük kavramının farklı yönlerini birlikte ele alarak, özgünlüğün yalnızca fiziki değerler ile incelenmemesi gereğini vurgulamayı amaçlamaktadır. Nara Özgünlük Belgesi’nde ortaya konan kriterlerden, “biçim ve tasarım, malzeme ve madde, konum ve çevre”, özgünlüğün somut yönleri, “işlev kullanımı, gelenekler ve teknikler, ruh ve his” i ise özgünlüğün somut olmayan yönleri olarak ele alan bu çalışma, Türkiye’nin dünya miras alanlarının üstün evrensel değerlerini oluşturan kriterleri, özgünlüğü oluşturan yönleri açısından değerlendirererek bütüncül koruma çalışmalarına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Yapılan bu çalışma, dünya miras alanlarının, somut ve somut olmayan değerlerini birlikte ele alarak, son yıllarda artan bütüncül koruma tartışmalarına önemli katkılarda bulunması amaçlanmaktadır. Çalışma Türkiye’nin dünya miras listesinde yer alan iki alan olarak Truva Arkeolojik Alanı ile Safranbolu kentini, üstün evrensel değerleri ve ilişkili kriterlerle birlikte, Nara Özgünlük Belgesi’nde ortaya konmuş özgünlüğün koşullarının somut ve somut olmayan yönlerini ele alarak incelemenktedir.
The discussions on ‘authenticity’ have always been central in conservation studies. Nowadays, in recent years, the discussions also continued within the debates on the conservation of intangible cultural heritage. This paper brings a new standpoint about ‘authenticity’, considering it as a value for conservation. Its subjective nature need to be minimized by the clear definition of its constitutive aspects including both tangible and intangible features. To make it more concretized, it needs to understand the decision makers on authenticity and to define it in current conditions of historic environments comparatively. Before the Nara Document on Authenticity, defining the concept of authenticity as “the essential qualifying factor concerning values”, it had generally been explained as a quality regarding physical characteristics. The document determined the sources of information to be linked with authenticity including “form and design, materials and substance, use of function, traditions and techniques, location and setting, and spirit and feeling, and other internal and external factors”. After this document, the relations between intangible values and authenticity have been tried to be defined more clearly. This study puts forward that the sustainability of the originality of integrity of both intangible and tangible values is significant for the accuracy of the holistic conservation of built heritage. The study mainly investigates two of Turkey’s sites in the world heritage list (WHL), Archeological Site of Troy and City of Safranbolu, considering their outstanding universal value and the related criteria which they satisfied; and, the tangible and intangible aspects of their specific conditions of authenticity as outlined in the Nara Document on Authenticity comparatively.

3.The Relationship Between Emotional Intelligence and Burnout Levels Among Architecture Students
Yasemin Erbil, Dilek Murat, Filiz Şenkal Sezer
doi: 10.5505/megaron.2016.88319  Pages 491 - 501 (164 accesses)
Bu çalışma mimarlik öğrencilerinde duygusal zeka ve tükenmişlik düzeyi arasındaki ilişkiyi araştırmaktadır. Araştırmanın örneklemine Mimarlık Bölümü 4. sınıfta öğrenim görmekte olan 35 öğrenci dahil edilmiştir. Araştırmada duygusal zeka profilini ölçmek amacıyla Bar-On tarafından geliştirilen Duygusal Zeka Envanteri, tükenmişlik düzeyini ölçmek için Maslach tarafından geliştirilen Maslach Tükenmişlik Envanteri kullanılmıştır. Mimarlık öğrencilerinin EI seviyesi 3.63/5 ile orta üstü bulunmuştur. Öğrencilerin EI seviyesi ile cinsiyet, barınma durumu, çalışma durumu ve maddi refah seviyesinin ilişkili olmadığı tespit edilmiştir. Mimarlık öğrencilerinin tükenmişlik düzeyi 2.66/5 ile orta seviyede bulunmuştur. Öğrencilerin tükenmişlik düzeyi ile cinsiyet, barınma durumu, çalışma durumu ve maddi refah seviyesinin ilişkili olmadığı tespit edilmiştir. Verilerin istatistiksel analizi sonucunda mimarlık öğrencilerinin duygusal zeka ve tükenmişlik düzeyleri arasında güçlü, aynı yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmada tükenmişlik düzeyinin ile duygusal zekanın alt boyutları olan genel ruh durumu ve stres yönetimi alt boyutları arasında güçlü ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.
This study investigated the relationship between emotional intelligence (EI) and burnout among architectural students. The sample of the study included 35 4th year students in the Architecture Department. In the study the Emotional Quotient Inventory (EQ-i) of Bar-On was used to measure the emotional intelligence profile, and Maslach Burnout Inventory (MBI) of Maslach was used to measure the state of burnout. The EI level of architecture students was found upper intermediate with a score of 3,63/5. No relationship was found between the EI level of students and their gender, habitation, employment and financial welfare levels. The burnout status of architecture students was defined as intermediate with a score of 2,66/5. No relationship was found between the burnout status of students and their gender, habitation, employment and financial welfare levels. The statistical analysis of the data has revealed a strong statistically significant relationship, in the same direction between the emotional intelligence levels of the students and their burnout status. The study has also revealed a strong and statistically significant relationship between the burnout status and general mood and stress management subscales of emotional intelligence

4.Modernity, Hygiene And The Display of the Body
Ebru Yılmaz
doi: 10.5505/megaron.2016.24196  Pages 502 - 514 (311 accesses)
Bu makale, modern düşüncenin, 20.yy başında ilerlemenin, gelişmenin garantisi olarak görülen sağlıklı bir toplum yaratma idealinin, mimarlık ortamına kazandırdığı bir yapı tipi olarak sağlık müzelerine yakından bakmayı amaçlar. Sağlık müzeleri bedenin, bedenle ilişkili hastalık ve hijyen konularının, tıbbi gelişmelerin teşhir edildiği mekanlar olarak, modernite ve hijyen kavramlarının yapılı çevrede temsiliyet kazanmasını sağlamıştır.
Makalede bugün İzmir Fuar alanı içinde ölçeği ve içeriği ile mütevazı bir biçimde yer alan İzmir Sağlık Sergisi yapısının, 1920’lerin ve 1930’ların Türk mimarlık tarihine hangi temsillerle ve mesajlarla katıldığı ve nasıl onun parçası olmayı başardığı analiz edilecektir. 1937 yılında İzmir’de inşa edilmiş olan bu yapının varlık sebebini o dönemde tüm dünyadaki sağlık politikaları, toplum mühendisliği çabaları ve modernleşme sürecinin bir parçası olarak görmek gerekir. Bugün, başka bir kullanım ile varlığını sürdüren yapı modern mimarlığın ürettiği ancak bugün çağdaş dünyada popülerliği zayıflamış bir yapı tipine işaret eder. Bu yapıya dönüp tekrar bakmak modernliğin yükselen ve değer kaybeden hijyen alanındaki söylemlerini ve onun mimarlık alanına etkisini analiz etmemizi sağlayacaktır. Bu sebeple, yazıda dünya üzerindeki benzer sergi ve müzelerin temsiliyetleri ile birlikte İzmir Sağlık Sergisi yapısının Erken Cumhuriyet Türk Mimarlığı’na katkısı tartışılacaktır.
This article aims to focus on health museums as a building type which is introduced to the architectural medium at the beginning of 20th century by modern thinking, the ideal of creating a healthy society as the guarantee of progress and development. Health museums provided representation for the concepts of modernity and hygiene in built environment by being spaces displaying bodies, diseases, subjects on hygiene and medical developments.
As a modest building with its scale and content, İzmir Health Exhibition building in İzmir Fair will be analyzed to show how it contributed to 1920s and 1930s modern architecture in Turkey, what were the messages representational meanings transmitted. The existence of this building, constructed in 1937 in İzmir, should be comprehended through health policies all around the world, social engineering efforts and the process of modernization. The building points out a use that is produced by modern architecture, but today it is a type waning popularity in contemporary world. Looking back into this building today helps us to understand rising and declining values of modernity on the discourse of hygiene and its effect on the field of architecture. Thus, the contribution of İzmir Health Exhibition building to early modern Turkish architecture will be discussed by considering similar exhibitions and museums around the world.

5.Analysis of Kayaköy within the scope of the sustainability of the vernacular architecture
Pınar Kısa Ovalı, Nilay Delibaş
doi: 10.5505/megaron.2016.44711  Pages 515 - 529 (211 accesses)
Yerel mimari, içinde yer aldığı kültüre özgü soyut ve somut kimlik değerleri barındırır. Yerel halk tarafından organize edilen bu mimarinin geri dönüşebilir doğal kaynak kullanımı vardır. Yerel mimari, doğaya ve insana saygı temelinde özgün plan tipolojileri ve yapım sistemleri geliştirmiştir. Bu nedenle yerel mimarinin oluşum kriterlerini saptamak, çevreye duyarlı bir mimarlık kültürünün gelişimini sağlamak ve elde edilen bilgiyi teknolojik gelişmeye paralel yeniden yorumlamak önemlidir.
Yerel mimarinin geleceğe yol gösterici olma özelliğinden yola çıkan bu çalışmada, Anadolu-Rum yerleşimi olan Kayaköy; sürdürülebilir mimariye girdi oluşturabilecek ekolojik yapılaşma bilgisini barındıran nitelikli bir yerel değer olarak ele alınmaktadır. Yerleşmedeki verilerin çözümlemesi, Avrupa Birliği Kültür Programı tarafından desteklenen ve dört ülke tarafından ortak yürütülen “VerSus (Vernacular Heritage Sustainable Architecture)” projesi kapsamında geliştirilen ilke ve strateji açılımı içinde ele alınmaktadır. Yerelin yapılaşma kodlarını çözümleme çabası; sürdürülebilirliğin çevresel, sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik boyutları içinde, on beş ilke ve stratejilerini içermek üzere, alan çalışmasından elde edilen fotoğraf, çizim ve gözlemlere dayalı bulguların şematik ifadeleri ile sunulmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Kayaköy, Yerel Mimari, Çevresel Sürdürülebilirlik, Sosyo-Kültürel Sürdürülebilirlik, Sosyo-Ekonomik Sürdürülebilirlik
Vernacular architecture contains tangible and intangible values of identity belong to the culture where it is included. The construction of the vernacular architecture which is organised by local people, has the use of recyclable natural resources. Vernacular architecture has devised original plan typology and construction systems based on to respect to nature and people. Therefore, it is important to set the formation criteria of vernacular architecture, to ensure the development of an environmentally sensitive architecture culture and to re-interpret the gained information which is technological developments in parallel.
In this study which is based on the feature of guideway of vernacular architecture, Kayaköy which is the settlement of Anatolian-Greek is went around as a local value which contains in itself ecologic configuration knowledge which is contributed to sustainable architecture. Analysis of knowledge on the settlement will be evaluated "VerSus: Vernacular Heritage Sustainable Architecture" which is supported by Europen Union Culture Programme, is carried out by partnership four countries. It is presented effort of analyzing the codes of the vernacular construction contained the fifteen principles and strategies and also schematic expressing of data based on photo, drawing and observations obtained from field survey with in environmental, socio-cultural and socio-economic of sustainability.
Keywords: Kayaköy, Vernacular Architecture, Environmental Sustainability, Socio-Cultural Sustainability, Socio-Economic Sustainability

6.Investigation on natural ventilation provided through facades on high rise residential buildings over examples
Merve Dikmen, Sevgül Limoncu
doi: 10.5505/megaron.2016.85057  Pages 530 - 540 (227 accesses)
70’li yıllarda yaşanan enerji krizleri, insanoğlunun doğa üzerindeki birincil (yenilenemeyen) enerji kaynaklarını hızla tükettiğinin ve çevreye olan olumsuz etkisinin farkına varılmasını sağlamış, çevre bilinci ve enerji korunumu toplumda artan bir bilinç olarak ortaya çıkmıştır. Doğal havalandırma, farklı çevresel etmenlere göre yapıda uygulanacak yöntemlerle, enerji tasarrufu sağlanmasında önemli bir etkendir. Yapının temel işlevi; kullanıcının sağlıklı bir yapma çevrede yaşama gereksinimlerini karşılamaktır. Küresel ekonomi/enerji korunumu ve kullanıcı sağlığı bakımından önemli olan doğal havalandırma, yapının tasarım aşamasından başlayarak göz önünde bulundurulması gereken bir konudur.
Teknolojinin ve eneri krizlerinin beraberinde getirdiği, mekanik sistemlerin yaygın kullanımı ve sızdırmaz yapı cepheleri, zamanla kullanıcı sağlığını tehdit eder hale gelmiştir. Gelişen teknoloji ile beraber değişen yaşam koşulları konut birimlerinin ve tipolojisinin de değişmesinde etkili olmuştur. Literatürde karşılaşılan doğal havalandırmalı yapıların çoğunun ofis yapısı olduğu görülmüştür. Konut yapılarında da mekanik sistemlere bağımlılığı azaltmak ve kullanıcı kontrolüne izin veren doğal havalandırma sistemleriyle kullanıcı konforunu sağlamak olanaklıdır. Bu nedenle bu çalışmada günümüzde kentlerde giderek çoğalan yüksek katlı konut yapılarında, doğal havalandırmanın gerekliliği ve cepheler aracılığıyla sağlanan doğal havalandırma çözümleri üzerinde durulmaktadır. Farklı iklim, çevre ve yapı özelliklerine sahip doğal havalandırmalı yüksek konut yapısı örnekleri incelenmiştir. İklim ve çevre verileri doğru analiz edilerek, doğal havalandırma ilkelerinin tasarım aşamasında yapılara dahil edilmesiyle, birçok farklı durumda az enerji ile doğal havalandırma sağlamanın olanaklı olduğu görülmüştür.
Energy crisis in the '70s, have induced awareness on rapidly consume of primary (non -renewable) energy sources and the negative impact of human on environment. Environmental consciousness and conservation of energy has become apparent as an increased awareness in the community. Natural ventilation is a significant factor to save energy by the methods implemented to the buildings according to different environmental factors. The main function of the buildings is fulfilling the requirements of users to live in a healthy artificial environment. Natural ventilation is significant in terms of global economy / energy conservation and users' health, is an important issue that should be taken into consideration in the design stage.
Common use of mechanical systems and insulated facades that technology and energy crisis couse, threat to users' health in time. The change of living conditions in consequence of developing technology affected the change of housing units and housing typologies. Many of the naturaly ventilated buildings which are encountered in literature review was found to be office buildings. It is possible to reduce dependence on mechanical systems and ensure user comfort with natural ventilation systems allowing user control in residential buildings, too. Therefore in this study, the necessity of natural ventilation in high rise residential buildigs increasing in today’s city and the natural ventilation solutions provided through facades were emphasized. Examples of naturally ventilated high rise residential buildings which have different climate, environmental and building features have been investigated. The inclusion of natural ventilation principles to the structures at the design stage, with an accurate analysis of the climate and environmental data, it is found possible to provide natural ventilation with less energy in many different situations.

7.Failure or Success: Reading the Effectiveness of Legislative Regulations and Reasoning Forest Area Losses in Turkey through a Quantitative Research
Töre Seçilmişler, Mehmet Doruk Özügül, Bora Yerliyurt
doi: 10.5505/megaron.2016.49260  Pages 541 - 550 (251 accesses)
“Küresel Isınma” içinde bulunduğumuz zaman diliminde kentsel planlama disiplininin güncel araştırma alanlarından birisi ve önemli konuların başında gelmektedir. Bir çok nedeni olmakla birlikte, ormansızlaşma küresel ısınmaya sebep olan başlıca etkenlerden biridir.
Kanun, plan vb. yasal ve yönetsel araçların doğal değerlerin korunmasına hizmet etmesi beklenir. Bu çalışmanın amacı, ormanların korunmasında, söz konusu araçların uygulamada ne derecede etkili olduğunu sorgulamaktır. Buradan hareketle konuyu açıklamak amacıyla nicel bir değerlendirme süreci izlenmiştir. Türkiye’deki 81 il araştırma birimi şeklinde kabul edilmiştir. Korelasyon katsayısı ve çoklu regresyon analizi kullanılarak dokuz bağımsız değişken, illerin orman kayıplarını ifade eden bağımlı değişkeni açıklamak için, incelenmiştir.
Sonuç olarak iki temel neticeye ulaşılmıştır. Bunlardan birincisi, ilgili yasal ve yönetsel araçların Türkiye’deki bütüncül koruma amacına hizmet etmediğidir. İkincisi ise, bağımsız değişkenlerin orman alanı kaybına ilişkin konuyu (R²: 0.548) % 55 oranında açıklamasıdır.
Today “Global Warming” is an emerging issue which is also a popular research topic for urban planning. Having several reasons, deforestation is one of the major parameters that cause global warming.
Legislative and governmental tools such as laws, planning, etc. are expected to serve in the scope of conserving natural assets. This article aims to examine in what extent these tools are effective in forest conservation practice. From this perspective a quantitative evaluation is carried out in order to determine this issue where provinces are accepted as research units. Nine independent variables were observed to explain the change on the dependent variable (namely ‘loss of forest area of provinces’) by using correlation coefficients and multiple regression analysis.
As a result two basic outcomes have appeared. Firstly, related legislations mentioned in the study do not serve to a holistic conservation purpose in Turkey. Secondly, independent variables explain the loss of forest areas in the level of (R²: 0.548) % 55.

8.RENEWAL and REHABILITATION PROJECTS of HISTORIC TOWN of TAVLUSUN
Methiye Gül Çöteli
doi: 10.5505/megaron.2016.55265  Pages 551 - 564 (154 accesses)
Tarihi şehirlerin mirası önemli ekonomik, sosyal ve kültürel bir değer taşımaktadır. Koruma planları ve daha uzun dönemleri kapsayan projelerin koordinatif bir role sahiptir. Ancak, şu anda bu plan ve projeler Kayseri'de Tavlusun tarihi yerleşmesinin canlanması ve gelişiminde zayıf bir konumda bulunmaktadır. Bu yazı, sürecin bir örneği olarak Tavlusun vakasını incelemekte ve küçük bir kasabanın kentsel mirasının korunması için kullanılan araçlar ve programlar araştırılmaktadır. Analiz esasen Tavlusun tarihi yerleşmesinde devam eden koruma projelerini ele almakta ve alternatif kentsel koruma senaryolarını tartışmaktadır. Araştırmanın temel bulguları şehir gelişimi ve korunmasının araçları tarihi alanların devamlılığına hizmet eden ve tarihi alanın prestij değerini muhafaza eden bir şekilde kullanılmadığıdır. Tarihi yerleşmelerde pozitif gelecek senaryoları sağlamak amacıyla, ilk iş miras hakkında doğru bir değerlendirme yapmak ve ikincisi yaşamın hoş yönlerinin ve yerin kültürel kimliğinin optimal kullanımını harekete geçiren stratejik hedefleri ayarlamaktır. Çalışma sürdürülebilir bir çevre için terk edilme tehlikesiyle karşı karşıya olan belirli işlevlerin yeniden yerleştirilmesinin gerekli olduğunu ortaya koymuştur.
The heritage of historic towns is of important economic, social and cultural value. Town conservation plans and projects covering longer periods of time have a coordinative role. However, they currently hold a weak position in the revival and evolution of the historic town of Tavlusun in Kayseri, Turkey. This paper examines the case of Tavlusun as an example of this process and explores the tools and programs for preserving a small town’s urban heritage. The analysis deals essentially with the current conservation projects underway in the historic town of Tavlusun and discusses the alternative urban conservation scenarios of historic heritage. The main findings of the study are that the tools of town development and preservation are not being used in a way that serves the survival of the historic areas and maintains the prestige value of the historic area. In order to secure positive future scenarios for historic towns, the first task is to make an accurate assessment of the heritage and the second is to set strategic goals by making optimal use of the amenities and the cultural identity of the place. The study found that for a sustainable environment it is necessary to relocate certain functions which are in danger of abandonment.

ARTICLE (THESIS)
9.Spatial behaviors in Transfer Centers: The Case of Üsküdar Transfer Center
Güneş Ece Albayrak, Nilgün Çolpan Erkan
doi: 10.5505/megaron.2016.38981  Pages 565 - 578 (380 accesses)
Bu çalışma, aktarma merkezlerinde mekânsal davranışların analizi ile mekânsal verimliliğinin araştırılmasına ilişkin bir yöntem denemesidir. Ekolojik ve çevresel psikoloji ekseninde kurgulanan çalışma; fiziksel, sosyal ve psikolojik karmaşıklığın üst düzeyde olduğu aktarma merkezlerine odaklanarak günümüz kentsel tasarım çalışmalarında göz ardı edilen 'kullanıcı odaklı mekân organizasyonuna' dikkat çekmeyi hedeflemektedir.
Çalışmada mekânsal davranış analizi; güdülenme, davranış setleri, (çevresel) olanaklılık ve yer kuramları kavramsallaştırılarak, 'sorgulama türü-biçimi-yöntemi' ölçütleri içeren bir dizgede aktarma merkezlerine entegre edilerek ele alınmaktadır. Gözlem, anket ve zihinsel haritalama analiz yöntemi ile davranışlar tespit edilerek sorun ve potansiyeller kullanıcı ve mekânsal davranış ekseninde ortaya konulmaktadır. Kentsel mekânda yer seçen ve tarihsel niteliklere sahip olan Üsküdar Aktarma Merkezi, çalışma kapsamında örneklem alan olarak seçilmiştir.
Çalışmanın bulgularına göre Üsküdar Aktarma Merkezinin; fiziksel, sosyal ve psikolojik özellikleri kullanıcıya asgari ölçüde aktarma gereksinimlerini sağlamakta olup aktarma işlevinin yarattığı olumsuz çevresel koşullar, kentsel mekânın kimlik özelliklerinin önüne geçmekte, kullanıcıyı da olumsuz etkilemektedir. Tarihsel ve beşeri niteliklere sahip Üsküdar Aktarma Merkezinin; gelip-geçilen bir alana dönüşmesi ve fiziksel tasarımlar ile canlandırılmaya çalışılması kentsel mekânın sürdürülebilirliği açısından yeterli olmamaktadır. Bu bağlamda, kullanıcı odaklı mekân organizasyonu içeren detaylı araştırmalar ile tasarımlar desteklenmelidir.
The study is about the research method of space productivity with spatial behavior analysis on transfer centers. The main goal is to attract attention to “user-oriented space organization” which is ignored on modern days. It is focused on transfer centers which have physical, social and psychological high complexity edited by ecological and environmental psychology.
This study takes up spatial behaviors analysis with motivation, behavior settings, (environmental) affordance and place theories which is conceptualized as 'query type-format-method' criteria, are considered to be integrated as a modal to transfer center. The determination of behaviors analyzed with observation, survey and mental mapping method, is shown problems and potentials according to user and spatial behavior axis. Scope of study, Üsküdar transfer center which has historical properties and located in urban space used for the sampling.
Study results show that physical, social and psychological features of Üsküdar transfer center satisfies users minimum requirements. Although negative environmental conditions prevent urban space's identity features and negative effect to users. Üsküdar transfer center which has historical and human qualifications becoming a transient area and also has new physical designs projects. These are not sufficient for urban spaces sustainability. As a result of that, user oriented space organization needs to have designs which should have detailed researches.

ARTICLE
10.Sexual Orientation Concealment of LGBTT Individuals In Turkey As A Candidate State Of The European Union (EU) And The Role Of Urban Planning
Mercan Efe Güney, İrem Ayhan Selçuk
doi: 10.5505/megaron.2016.73792  Pages 579 - 591 (195 accesses)
Şehir planlama Türkiye’de, “öteki” olarak nitelendirilen grupların tümünü içermediğinden, planlama herkes için yapılamamaktadır. Bu metin, ötekilerden biri olarak LGBTT bireylerin (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Transseksüel, Travesti) Türkiye’de görünür olabilmelerinin yolunu açabilmek için gizlenme, baskı görme, baskıları aşmada yaşadıkları kentin etkisi ve şiddet konularına açıklık getirerek şehir planlama mesleğinin bu konularda neler yapması gerektiği/yapabileceği konusunu tartışmaya açmaktadır. Metinde, homofobik bir ülke olan Türkiye’de LGBTT bireylerle ilgili sosyal ve ekonomik değişkenler verilecek ve kent planlama çalışmalarına katkı sunacak mekânsal değişkenler ayrıştırılmaya çalışılacaktır. Temmuz-Eylül 2012 tarihleri arasında Ankara’da Kaos-GL Derneği aracılığıyla 68; İzmir’de Siyah Pembe Üçgen İnisiyatifi aracılığıyla yapılan 155 anketin değerlendirilmesi bu çalışmanın yöntemini oluşturmaktadır. Planlama kapsamında LGBTT bireylerin kendisi gibi olabilmeleri için yapılacak öneriler, bu çalışmanın literatüre katkısını oluşturacaktır.
Urban planning doesn’t cover the groups labeled as "other". This article explains urban effects and violence experienced by the LGBTTs (Lesbian, Gay, Bisexual, Transsexual, and Transgender)while concealing their sexual orientation due to the public pressure besides, their struggle to be visible in Turkey and discusses the necessary/potential role of urban planning on these topics. The article will provide social and economic variables about LGBTT individuals living in a homophobic country, such as Turkey, and the spatial variables that will contribute to urban planning activities will be analyzed. The methodology of this study evaluates68 questionnaires done by Kaos-GL Association in Ankara and 155 questionnaires returned bythe Black-Pink Triangle Initiative in Izmir, between July and September 2012. The contribution of this study to the literature will be to ensure that the LGBTT individuals can be "as they are".

11.An approach to identify the optimal solutions in the context of energy and cost criteria for buildings in different climates
Aslıhan Şenel Solmaz
doi: 10.5505/megaron.2016.09609  Pages 592 - 606 (222 accesses)
Birincil enerji tüketicilerinden olan binalar dünya genelinde enerji etkin iyileştirmeler konusunda oldukça önemli bir etkiye sahiptir. Yeni ve mevcut binaların enerji etkinliğinin sağlanması, sosyal farkındalığı artırmayı amaçlayan son girişimlerle birlikte gittikçe ivme kazanmaktadır. Bugün binalar için, tasarım çözümlerinden enerji etkin yapı malzemelerine, ileri ısıtma-soğutma ve havalandırma sistemlerinden, yenilenebilir enerji teknolojilerine kadar çok sayıda ve çeşitlilikte enerji etkin uygulama seçeneği bulunmaktadır. Buna karşın, bu genişlikteki bir çözüm kümesi içerisinde, tanımlı bir bina için, optimal ve/veya en etkin enerji tasarruf çözümlerinin tanımlanabilmesi karar desteği sağlayacak yaklaşımları gerektirmektedir.

Bu çalışmada, EnergyPlus bina performans simülasyonu ve GenOpt optimizasyon programının entegrasyonuna dayanan simülasyon tabanlı çok amaçlı optimizasyon yaklaşımı, binanın ısıtma ve soğutma enerjisi tasarruflarını ve maliyet kriteri olan Net Bugünkü Değer (NBD)’i eş zamanlı optimize etmek ve optimal enerji tasarruf çözümlerini tanımlamak için kullanılmaktadır. Bu yaklaşım, Türkiye’nin farklı iklim bölgelerinde (İzmir ve Ankara) bulunan hipotetik bir ofis binasına uygulanarak pratikte uygulanabilirliğinin gösterilmesi amaçlanmıştır. Binanın her bir cephesindeki kabuk bileşenleri karar değişkenleri olarak seçilmiş ve her bir karar değişkeni için dış duvar, çatı, zemin döşemesi için alternatif yalıtım malzemelerini, farklı pencere türlerini ve gölgeleme sistemini içeren geniş çaplı bir çözüm kümesi geliştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, enerji ve maliyet etkin bir bakış açısıyla en uygun bina çözümlerinin belirlenmesi sürecinde çatışan amaç kriterler arasında meydana gelen etkileşimlerin ve ödünleşimlerin bilinmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Buildings are the major energy consumers with a significant effect on energy efficiency improvements around the world. Ensuring energy efficiency in new and existing buildings is gaining momentum with recent initiatives that aim to increase social awareness. Today, there is a wide range of energy efficiency options from design solutions to energy efficient building materials, advanced HVAC systems, and renewable energy technologies. However the identification of optimal and/or most effective set of energy saving solutions within a large decision space for a specific building requires decision-support approaches.

In this study, a simulation based multi-objective optimization approach based on the combination of EnergyPlus building performance simulation and GenOpt optimization program is employed to optimize building heating and cooling energy savings, and the cost criterion, Net Present Value (NPV) simultaneously while identifying the optimal set of energy saving solutions. The approach was applied to a hypothetical office building in different climate zones of Turkey (Izmir and Ankara) to demonstrate its applicability. Building envelope components on each façade were selected as decision variables, and an extensive solution space including alternative materials for the external walls, roof, ground floor insulation, different window types and shading system were generated for each decision variable. The results showed that the interaction between the conflicting objectives and the trade-offs should be explored while determining the most suitable building solutions with energy and cost effective manner.

12.Assessment of LEED Green Building Certificate Indoor Environmental Quality Parameters from the Perspective of Occupant Satisfaction and Cost Performance
Zeynep Işık
doi: 10.5505/megaron.2016.62534  Pages 607 - 615 (302 accesses)
Bu çalışma, LEED yeşil bina sertifikalı bina projelerinde “İç Ortam Kalitesi” parametrelerinin farklı paydaşların bakış açıları ile “kullanıcı memnuniyeti” ve “proje maliyet performansı” gibi anahtar performans göstergeleri bakımından karşılaştırmalı bir analizini sunmaktadır. Bu bağlamda, “İç Ortam Kaliesi”nin, “kullanıcı menuniyeti”ni belirleyen ısı konforu, gün ışığı, akustik kontrol vb. unsurlar ile olduğu gibi proje maliyet primleri ve performansı ile ilişkilerini temel alan kapsamlı bir literatür çalışması gerçekleştirilmiş ve buna bağlı olarak “İç Ortam Kalitesi” parametrelerinin “Kullanıcı Memnuniyeti” ve “Proje Maliyet Performansı” üzerindeki etkilerini göstergeleyecek bir Analitik Hierarşi Süreci (AHS) Modeli oluşturulmuştur. Konu hakkında uzman araştırmacı, sektor profesyoneli ve LEED danışmanı kişiler düzenlenen çalıştayda bir araya getirilerek parametrelerin etkileri değerlendirilmiş, çalıştayda toplanan veriler bir çoklu karar verme yöntemi olan AHS ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçları ısı konforu, aydınlatma, gün ışığı, akustik performans, çevresel tütün kontrolü gibi parametrelerin kullanıcı memnuniyeti bakımından, düşük salınımlı malzemeler, ısı konforu ve akustik performansın porje maliyeti bakımından etkili olduğunu göstermiştir.
This paper presents a comparative analysis of different stakeholders’ view of LEED certified building projects’ Indoor Environmetal Quality (IEQ) parameters from the perspective of such key performance indicators (KPIs) as “occupant satisfaction” and “project cost performance”. Within this context, a comprehensive literature review respresenting the studies on Indoor Environmental Quality with a relationship to occupant satisfaction in terms of thermal comfort, daylighting, acoustic control and project cost premium and investment performances etc. was conducted and an Analytical Hierarchy Process (AHP) model was constructed indicating the effects of IEQ parameters on Occupant Satisfaction and Project Cost Performance. The ratings of the effects of the parameters were collected by a brainstorming workshop with the participation of different stakelholders of sustainable design such as researchers, practitioners and LEED consultants. The data were analysed conducting AHP analysis which is a multi crtieria decision method. The analysis results revelaed that thermal comfort, interior lighting, daylight, acoustic performance and environmental tobacco smoke control parameters had the highest rankings among occupant satisfaction whereas low emitting materials, daylight, thermal comfort and acoustic performance were the ones for project cost performance.

ARTICLE (THESIS)
13.An Assessment Of Street Design With Universal Design Principles: Case In Aswan / As-Souq
Mai Eid Khalil Ahmed, Aslı Sungur Ergenoğlu
doi: 10.5505/megaron.2016.98704  Pages 616 - 628 (141 accesses)
Bu çalışma “Sokaklar ve Diğer Açık Alanlar için Evrensel Tasarım” kavramı üzerinde yoğunlaşmıştır. Çalışma aynı zamanda “ sokak tasarımı” ile ilgili birtakım temel düşüncelere de değinmektedir. Bu çalışma için evrensel tasarım bağlamında, kentsel kamu alanlarının bir parçası olan sokakları incelemek üzere Mısır-Asvan’daki AS-Souq Caddesi'nde bir alan çalışması uygulanmıştır. Çalışmanın nicel yöntemi olarak “anket”, nitel yöntemi olarak ise “gözlem” kullanılmıştır. 2015 yılının Ağustos ayında toplam 330 katılımcıya bir anket uygulanmıştır. Anket sonuçlarının istatistik değerlendirmeleri SPSS programı ile yapılmıştır. Makalede, çalışma sonuçları ayrıntılı biçimde sunulmaktadır. Bu çalışma aynı zamanda şunu göstermiştir ki; Evrensel Tasarımın strateji olarak benimsenmesi, toplumdaki herkese eşit hakların sunulmasını ve demokratik bir ortamın oluşmasını sağlamaktadır. Böylelikle herkesin toplum hayatına katılımı teşvik edilmekte, yapılı çevre de dahil olmak üzere her alana erişimi sağlanmakta ve kentsel doku ve tüm toplumda “yaşam kalitesi”ni arttırmaktadır.
The street is the backbone of the successful community. The design of an urban street should accommodate all people. This study focuses on the concept of “Universal Design for streets and outdoor spaces”. Besides, illustrates the basic considerations for “urban street design”. In the paper a case study, to examine urban public space, focusing on universal design is presented. The case study was conducted in AS-Souq street, Aswan, Egypt. For the case study, a descriptive research methodology was used. The field research encompassed: "questionnaire” as a quantitative technique and "observations” as qualitative strategies. A questionnaire was conducted in August 2015 with 330 respondents in total. The statistical analysis of survey questionnaire was achieved by using SPSS program. Discussing the findings of the case study is thought to lead a way to other public spaces specifically streets to be more inclusive in design. This study confirms that applying UD as a strategy ensures equal and democratic rights in society for all, consequently encouraging full participation in social life by ensuring access to and usability of all aspects of society, including the built environment, thus improving “quality of life” in the urban fabric and the entire community.

ARTICLE
14.More Livable School Grounds for Children
Okşan Tandoğan
doi: 10.5505/megaron.2016.92053  Pages 629 - 636 (299 accesses)
Günümüzde yoğun yapılaşma nedeni ile açık alanların azalması, otomobil sahipliğinin artmasına bağlı olarak trafik yükünün artması ve ebeveynlerin sahip olduğu insan kaynaklı endişeleri nedeni ile çocuklar kent mekanında başta sokak olmak üzere oyun alanlarını ve doğal alanları kaybetmişlerdir.
Genel olarak çocukların evlerine yürüme mesafesinde ve motorlu trafikten ayrılmış oldukları için kentsel mekânda çocuklar için en güvenli mekânlardan biri olan ve çocukların zamanlarının büyük bir çoğunluğunu geçirdiği okul bahçeleri kentsel mekanda oyun alanlarını kaybetmiş birçok çocuk için doğal, açık alanda kendi akranları ile iletişim kurabilecekleri bir kaç mekândan biri olarak kabul edilmektedir.
Okul bahçelerinin özellikle doğal elamanlarla düzenlenmiş okul bahçelerinin çocuğun gelişimi üzerinde pozitif etkileri olduğu da yapılan çalışmalarla belirlenmiştir.
Bu çalışmanın amacı doğal çevrede oyun oynamanın ve doğal elemanlarla düzenlenmiş okul bahçelerinin çocuğun gelişimi açısından öneminin, ardından ilköğretim kurumlarının ilk basamağını oluşturan ilkokul bahçelerinin çocuk için daha yaşanılır kılınması için okul bahçelerinde olması gereken unsur ve niteliklerin çocuk gözünden ortaya konmasıdır.
Çalışmanın yöntemi bu konularda yapılmış olan araştırmaların incelenmesine ve rastgele seçilmiş olan bir ilkokulda çocuklara gerçekleştirilen kişisel-yarı yapılandırılmış bir mülakat çalışmasına dayanmaktadır. Mülakat çalışmasında onyedi çocuğa hayallerindeki okul bahçesinde olmasını istedikleri unsur ve nitelikler sorulmuştur. Çalışmanın sonunda mülakat çalışmasına katılan çocukların görüşleri doğrultusunda ilkokul bahçelerinde olması gereken unsur ve nitelikler belirlenmiştir.
At the present time, children have lost their play spaces such as street, also natural areas in urban space because of such causes as the decrease in the open air areas owing to dense housing, the rise in the traffic load owing to an increase in the car possession and fear of crime which parents have.
In generally, the school grounds where children spent most of their time are the safest places for children because of being within walking distance and isolated from motorized traffic. Consequently these areas are accepted as one of places where children can make contact with their peer in natural open area for many children who lost their play spaces in urban space.
Also it was determined by studies that school grounds especially designed with natural elements has positive effects at the development of children.
The aim of this study is to determine the importance of playing in the natural environment and school grounds designed with natural elements in terms of child’s development and to specify qualities that should be in more livable school grounds for children in primary school grounds.
The methods of study consist of the examination of studies on this topic and personal semi-structured interview method. In the interview study It was asked to 17 children the qualities and elements which should be in their dream schoolgrounds. In the end of the study, the qualities and elements that should be in in primary school grounds for the children attending interview study was determined.



© 2017 Yıldız Teknik Üniversitesİ Mimarlık Fakültesİ



LookUs & Online Makale